Eshâb-ı kirâmın en faziletlileri

Ebü’l-Ferec Bağdâdî hazretleri fıkıh, hadis ve kelam âlimlerindendir. 477 (m. 1084)’de doğdu. 573 (m. 1177)’de Bağdad’da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Eshâb-ı kirâm arasında en faziletlisi Hulefâ-i râşidîndir. Hulefâ-i râşidîn içerisinden en faziletlisi Ebû Bekir ile Ömer’dir (radıyallahü anhümâ). Ebû Bekir ile Ömer’in faziletlerine delalet eden şeylerden birisi de, Resûlullah efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) defnedildiği yere, sadece onların defnedilmeleridir.
Hârûn Reşîd, İmâm-ı Mâlik’e, Ebû Bekir ile Ömer’in (radıyallahü anhümâ) Resûlullah efendimizin yanındaki mertebelerini sorunca, onların Resûlullah efendimiz yanındaki durumları, vefatından sonraki durumları gibidir, dedi. Onların, diğer Eshâb-ı Kirâm efendilerimize üstünlük sebeplerinden birisi de; Resûlullah efendimizin hayatında ve vefatından sonra İslama hizmet ve yardımcı olmakta ilk sırada yer almaları ve en önde bulunmalarıdır. Ebû Bekir (radıyallahü anh), ilk iman edenlerden olup, hiç tereddüt etmeden ve duraklama göstermeden Resûlullah efendimize iman etmiştir. Resûlullah efendimiz; “Her kime imanı arz etsem, yüzünü buruşturur, tereddütle bakardı. Ancak Ebû Bekr-i Sıddîk, imanı kabul etmekte hiç tereddüt ve duraklama göstermedi” ve “Ey insanlar! Allahü teâlâ, beni size gönderdi. Siz beni tasdik etmeden önce, Ebû Bekir tasdik etti. Bana canı ile, malı ile yardım etti” buyurdu. Sonra Hazreti Ebû Bekir, İslama girince, insanları İslama davete başladı. Resûlullah efendimiz yalnız iken, kuvvetli görüş ve keskin basiret sahibi, sözü doğru, azmi kavi, malı ve ilmi çok birisine pekçok ihtiyacı var iken, Resûlullah efendimize çok yardımcı oldu. İlk İslama girenlerin Müslüman olmalarına vesile oldu. Onlardan altı tanesi Aşere-i mübeşşere arasında yer aldı. Yine Eshâb-ı kirâmın ileri gelenlerinden bazılarının İslama ilk önce girmesine de Hazreti Ebû Bekir vesile oldu. İslama girip, bu yüzden müşrikler tarafından eza ve cefa gören Müslüman köleleri satın alıp onları azat etti. Bilâl ve Âmir bin Füheyre (radıyallahü anhümâ) bunlardandır. Malını, canını, her şeyini İslam için, Allah için feda etti. Bu hususta hiç kimse onun mertebesine çıkamadı. Hatta yaklaşamadı bile. Resûlullah efendimiz husûsiyetle Ebû Bekir ve Ömer (radıyallahü anhümâ) ile istişare ederlerdi.

Toplam Görüntülenme: 409

Yayın tarihi: Perşembe, 06 Temmuz 2017

Bunları okudunuz mu?