Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.566.998
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Penç kalesi, Süleymân Şah zamânında mücâhid gâziler tarafından alınmak istendi. Kaleyi top ve tüfekle günlerce muhâsara altında tuttular. Bu sırada yirmiden fazla gâzi, orduya azık getirmek için, Penç Kalesinin ilerisindeki Lince vilâyeti taraflarına giderlerken, yolda bol miktârda ganimet ele geçirdiler. Gaziler bu ganimetin verdiği sevinç içinde yollarına devam ederlerken, karşılarına yedi yüz kadar düşman askeri çıktı. Gâzilerin sayısı az olduğu için onlara teslim oldular. Düşman askerleri bunları alıp, Lince'ye yedi gün mesâfe uzaklıkta ve deniz kenarında bulunan Papa Suntüres Kalesine hapsettiler. Bu kalenin tâmire ihtiyâcı vardı. Bu yüzden esir müslümanları tâmir için gündüz çalıştırırlar, gece hapsederlerdi. Bu esirlerin içinde, Ahmed Zâza isminde bir zât vardı. Bu zât şöyle anlatır:
19. Yüzyıl, Avrupa devletlerinin Osmanlı'nın iç işlerine müdahale olaylarıyla doludur. Özellikle Hristiyan Osmanlı tebaasının haklarını korumak ve güvenliğini sağlamak maskesi altında yapılan bu müdahaleler, aslında emperyalist taarruzun inkişaf safhasını teşkil eder. Ana hedef, Avrupa'nın doğusunda, Ortadoğu'da, Afrikanın kuzeyinde yeni nüfuz ve hakimiyet sahaları teşkil etmekti. Şüphesiz, bize karşı blok halinde yüklenen devletler, kendi aralarında da kıyasıya çekişmekteydiler.
Ebü’l-Hasen Sıddîkî hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Fıkıh, hadîs, tefsîr ve diğer ilimleri; Kâdı Zekeriyyâ, Burhânüddîn İbni Ebi’ş-Şerîf ile başkalarından, tasavvuf yolunu; Şeyhülislâm Radıyyüddîn el-Gazzi ve Şeyh Abdülkâdir Deştûtî’den öğrendi. Din ilimlerinde üstün bir dereceye yükseldi. 952 (m. 1545) senesinde Kâhire’de vefât etti... Ebü’l-Hasen, çok kıymetli eserler yazdı, kasideler söyledi. Bir kasidesinde özetle şöyle dedi:
Muhammed Sıddik Bedahşi, Hindistan'da yetişen büyük velilerdendir. Doğum târihi bilinmemektedir. Küçük iken, Hân-ı Hânân Abdürrahim'in sohbetinde bulundu. Bunun vâsıtası ile Hâce Bâki-billah hazretlerinin sohbeti ile şereflendi. Bu hocasının vefâtından sonra, İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin sohbet ve hizmetine kavuştu. Evliyâlıkta, "Vilâyet-i hâssa" ismi verilen en yüksek makamlara kavuşmakla şereflendi. 1622 (H.1032) senesinde, izin alarak hacca gitti. 1640 (H.1050) senesinde vefât etti...
İmam-ı Rabbâni hazretlerinin Mektubât'ında Muhammed Sıddik'a yazılmış mektublar vardır. Onlardan birinde özetle şöyle buyuruluyor:
Ebü'l-Hasan Harîrî hazretleri büyük velîlerdendir. 1247 (H. 645) senesinde Şam'da vefât etti. Şeyh Ebû Ali Mağribî'nin sohbetlerinde bulunarak, kemâle geldi. Çok kerametleri görüldü.
Mesnevi'de şöyle bir hikaye nakledilir:Musa aleyhisselam yolda bir çoban gördü. Çoban şöyle dua ediyordu:"Ey kerem sahibi Allah! Nerdesin ki sana kul, kurban olayım! Çarığını dikeyim, saçını tarayayım! Elbiseni yıkayayım, bitlerini kırayım. Ulu Allah, sana süt ikram edeyim. Elini öpeyim, ayağını ovayım." O çoban bu çeşit saçma sapan şeyler söyleyip duruyordu. Musa aleyhisselam;
"Kiminle konuşuyorsun?" diye sordu. Çoban;
"Bizi Yaradanla, bu yeri, göğü yaradanla," diye cevap verince, Musa a leyhisselam dedi ki: