Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.612.462

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Bildiğiyle Amel Edene Bilmedikleri De Öğretilir

Dârendeli Hilmi Efendi son devir Osmanlı velîlerindendir. Malatya’nın Darende kazasında doğdu. 1916 (H.1334) yılında Maraş'ta vefat etti. İlk tahsilini Darende'de tamamlayan Hilmi Efendi, ihtisas için İstanbul'a gitti. Abdülazîz Han zamanında Fatih Medresesinde tahsil gördü. Bu arada İstanbul'da Gümüşhâneli Ziyâeddîn Efendi’nin ders ve sohbetlerine devam etti. Bu zattan Nakşibendî-Hâlidî yolu halifelik icazeti alıp, Darende'ye döndü. Sonra Maraş'a hicret ederek burada talebe yetiştirdi. Duraklı Câmii’nde vaazlar verdi. Bir vaazında insanlara şöyle nasihat etti:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Hristiyan Tarihçinin Kaleminden “hac”

18. yüzyılda Osmanlı ülkesine gelerek intibalarını yazan Hristiyan tarihçi M. A Ubucini, Müslümanların hac ibadetini araştırdıktan sonra kendi dini ile kıyaslamış. Ubucini, İslam'ın eşitlik anlayışına olan hayranlığını bakın nasıl ifade ediyor:

Vehbi Tülek

Çanakkale İçinde Aynali Çarşi

Vehbi Tülek

Bir Avuç Bulgur

Vehbi Tülek

Kanli Zarf

Vehbi Tülek

27 Mart 1916 tarihinde, Irak Cephesi Felâhiye Muhârebesi'nde boğazından ağır yaralanan 18. Kolordu, 51. Tümen, 9. Alay emir subayı İstanbullu üsteğmen Muzaffer, hayatının son dakikalarına geldiğini görünce, sükûnetle son görevini yapmaya başlamış ve konuşamadığından cebinden çıkardığı bir mektup zarfının üzerine, kurşun kalemle önce: Kıble ne yöndedir?" diye yazıp o tarafa dönerek, kalbindeki şehâdeti dille söyleyeme diğinden, kana boyanan zarfın ortasına, okunaklı bir şekilde kelime-i şehâdet-i yazdıktan sonra, zarfın üç yerine; "Bölük cihada devam etsin! Benim kanım da yerde kalmasın!" cümlesini yazmış, ikisini imzalayıp üçüncüyü imzalayamadan son nefesini vermiştir.
Muzaffer efendinin bu yüce davranışı, yâni bir Türk subayının hareketi olan o kanlı zarf, Askeri Müze'ye gönderilerek, Türk çocuklarına ve gelecek nesillere cevher değerinde bir miras olmuştur. 6. Ordu Komutanı Halil (11 Temmuz 1916)

Kayip Saat

Vehbi Tülek

Doğru Yoldan Ayrilmamak

Vehbi Tülek

Benden Bunlari İstemeyiniz

Vehbi Tülek

Babiali Baskini

Vehbi Tülek

Bizans’in Korkulu Rüyasi Orhan GÂzi

Vehbi Tülek

İngiliz Elçisi Sir Flip Küri’nin Pişmanlığı!

Vehbi Tülek

Devletin İki Kanadi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Mol­la Câmînin Ehl­-i Beyt Sev­gi­si

Mev­lâ­nâ Ab­dur­rah­mân Câ­mi haz­ret­le­ri Hi­rat'ta ye­ti­şen âlim ve bü­yük ve­li­ler­den­dir. 1414 (H.817) de İran'ın Câm ka­sa­ba­sın­da doğ­du. İmâm-ı Mu­ham­med Şey­bâ­ni haz­ret­le­ri­nin nes­lin­den­dir. Hik­met­li söz­le­ri çok­tur. Bu­yur­du ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Hidâyetullah Erbilî Hazretleri

Vehbi Tülek

Hidâyetullah Erbili hazretleri, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerinin halifelerindendir. Irak'ta bulunan Şehrezûr beldesine yakın Erbil beldesinden idi...
Bu mübarek zat, vefatına yakın bir sohbetinde buyurdu ki:

Ebü’l-hasen Cevcerî

Vehbi Tülek

Osmanlı Devlet Adamı Râmî Mehmed Paşa

Vehbi Tülek

Râmi Mehmed Paşa, Osmanlı sadrâzamlarındandır. 1654'te İstanbul Eyüp'te doğdu. Terâzici Hasan Ağa adında birinin oğludur. İlk tahsilini Eyüp'te yaptıktan sonra Reis-ül-Küttaplık Kalemine kâtip olarak girdi. Bu sırada şiire istidadı sebebiyle Nâbi ve Sâmi gibi devrinin büyük şâirlerinin meclisine devam ederek yükseldi. İtaatkâr manasına gelen "Râmi" mahlasını aldı. 1686'da Divân-ı Hümâyûn Kalemine girdi. Divan işlerindeki geniş bilgisi ve mahâreti göz önünde bulundurularak, 1690 yılında Beylikçiliğe tâyin olundu. Yıllarca bu vazifede bulunduktan sonra, 1696'da Acem Bekr Efendinin yerine Reis-ül-Küttab oldu...

Hanefî Fıkıh âlimi Ahmed Ankaravî

Vehbi Tülek

Ebülmehâmid Mahmûd

Vehbi Tülek

ikimiz De Helâk Oluruz!

Vehbi Tülek

Olgunluklara Kavuşmanın Yolu, Allah'a Muhabbettir

Vehbi Tülek

Ebu Muhammed El-ezdî

Vehbi Tülek

Yüzde Beşten Fazla Kâr Almayan Zat

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Cünnetü'l-esmâ

Cünnetü'l-esmâ

Mecmûatü'l-Ahzâb kitabında şöyle nakledilir: İmam Gazali hazretleri anlatıyor:
Kûfe ve Basra'da büyük bir tâûn hastalığı zuhur etti. Kûfe şehrinin ileri gelenlerinden Abdullah bin Hasan ve Ebul-Münzir, Hazret-i Ali'nin (radıyallahü anh) yanına geldiler. "Musallat olan hastalık yüzünden insanlar kırılıyor, cenazeleri defnetmekle meşgul olanlar kafi gelmiyor... Hatta vahşi hayvanlara yem olanlar var! Bize bir çare göster, himmet elini uzat. Ya Emirel-Müminin, şu sıkıntılı halimizde bize bir rehberlik yap" diye yalvardılar. Ali (radıyallahü anh) de onlara, birşeyler yazıp verdi. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İftiranin Neticesi

Vehbi Tülek

Abayi Yakmak

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Dört Şey Mühimdir

Hazreti Hâlid'in Üstün Başarısı

Yuhçu Baba

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Vehbi Tülek

Kul Hakkı

Vehbi Tülek

Cennetlik Hanım Isteyen...

Vehbi Tülek

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Vehbi Tülek

Fani Dünya

Vehbi Tülek

"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

Vehbi Tülek