Konuşmanın edepleri ve incelikleri

Şemseddîn Zeynî hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 662 (m. 1263)’de doğdu. 726 (m. 1326)’da Medîne-i münevverede vefât etti. İlim öğrenirken dikkat edilecek hususları anlatırken buyurdu ki:

Konuşurken, konuşmanın edeplerini, inceliklerini gözetmelidir. Nitekim Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) huzurunda bir kimse, “Allahü teâlâya ve Resûlüne itaat eden doğru yoldadır. Onlara isyan eden hata eder, yani fâsıktır” dedi. Peygamber efendimiz böyle diyene, “Allahü teâlâya ve Resûlüne isyan edene söyle buyurdu. Konuşan sözünü bitirmeden, dinleyenin konuşmaması ve soru sormaması sünnettir. Bitirdiği zaman, anlamadığı bir yer veya şüpheli bir durum varsa, onu incelemek ve araştırmakta bir mahzur yoktur. Konuşurken söze karışmamak ve suâl sormamak, vakar ve hürmete daha yakındır. Nitekim Eshâb-ı Kirâm (aleyhimürrıdvân), ekseriya Resûlullah efendimizden bir şey sormazlardı. Hattâ incelikleri anlamaktan, ahlâk-ı hamîdeyi bilmekten uzak, şehir dışından bir bedevi gelip, suâl sorar, Eshâb-ı kirâm, muhtaç oldukları bilgileri, o esnada öğrenirlerdi. Sahâbe-i Kirâmın bazısı suâl soracakları zaman dizi üzerine otururlar ve “Anam babam sana feda olsun yâ Resûlallah! Bu nedir? Bu nasıldır?” derlerdi.
Suâl sormada evlâ olanı, oturmak için izin istemek, büyüklere yakın olmak, sonra sormak için izin almaktır. Büyüklere bir şey sorarken veya onlarla konuşurken sesi alçaltmalıdır. Çünkü Hazreti Ebû Bekr-i Sıddîk ve Hazreti Ömer-ül-Fâruk; “Ey imân edenler, seslerinizi Peygamberin sesinden yüksek çıkarmayın ve birbirinize bağırır gibi O’na bağırmayın. Haberiniz olmadan amelleriniz boşa gidiverir” meâlindeki Hucurât sûresi ikinci âyeti indikten sonra, Resûlullaha bir şey söylediklerinde gayet sessiz söylerdi.
Hoca, imtihan için talebesine bir şey sorarsa, cevâbı, Peygamber efendimizin Eshâbının verdikleri cevap gibi olmalıdır. Resûlullahın suâlinin cevâbını bilseler veya bilmeseler, “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” derlerdi.
Suâl soran, zor suâller sorsa da, âlim kızmamalıdır. Bedevîler, Peygamber efendimize (sallallahü aleyhi ve sellem) getirdiği İslâm dîni esaslarında, yemîn ettirirlerdi. Resûl-i ekrem de yemîn ederdi ve hiç kızmazdı.

Toplam Görüntülenme: 115

Yayın tarihi: Pazartesi, 20 Mayıs 2019

Bunları okudunuz mu?