RSS YayInI
Sitemizdeki güncellemeleri RSS yayınımıza abone olarak takip edebilirsiniz.
İstatİstİkler
Ziyaretçiler: 441514
Kİmler Sİtede
Şu anda 1 misafir bağlı
|  |
Son Eklenenler
|
Bir Âhiret Sultanı Alâeddîn bin Esad |
|
|
|
Meşhurların Son Sözleri
|
|
Perşembe, 18 Eylül 2008 |
Alâeddîn bin Esad hazretleri Hindistan’da yetişen evliyânın büyüklerindendir. Doğum târihi bilinmemektedir. 1397 (H.800) senesinde Pânî-pût şehrinde vefât etti... Alâeddîn bin Esad hazretleri, önceleri, ahâlinin en zenginlerinden ve önde gelenlerinden olup, çok sevilen ve övülen bir zât idi. Sonraları tasavvuf yoluna girip, fakirliği ve insanlardan ayrı, uzak bir yerde kendi hâlinde yaşayıp ibâdet ve tâat ile meşgûl olmayı tercih etti. “Ahî Sirâcüddîn” diye bilinen Sirâcüddîn Osman hazretlerinin talebeleri arasına girdi. Kendisi şöyle anlatır: |
|
Devamını oku...
|
|
Tâbiînin büyüklerinden Ebû Eyyûb-i Sahtiyanî |
|
|
|
Meşhurların Son Sözleri
|
|
Çarşamba, 17 Eylül 2008 |
Ebû Eyyûb-i Sahtiyanî, Tâbiînin büyüklerinden, hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 66 veya 67 (m. 685) senesinde doğdu. 131 (m. 748)’de altmışüç yaşında iken tâûn hastalığından Basra’da vefât etti... Ebû Rebî, Ebû Yamer’den şöyle nakleder: |
|
Devamını oku...
|
|
Şehidlerin efendisi Hazreti Hamza |
|
|
|
Meşhurların Son Sözleri
|
|
Salı, 16 Eylül 2008 |
|
Uhud Harbine gidiliyordu... Resûlullah Efendimiz, (sallallahü aleyhi ve sellem) o sabah “Rüyada, meleklerin Hamza’yı yıkadıklarını gördüm” diye buyurdu. Uhud bölgesine varıldı, orduya savaş düzeni verildi. Kureyş’in birinci bayraktarı Talha bin Ebî Talha, Hazreti Ali tarafından, ikinci bayraktarı Osman bin Ebî Talha da Hazreti Hamza tarafından öldürüldü... |
|
Devamını oku...
|
|
Basra Güneşi Mâlik bin Dînâr |
|
|
|
Meşhurların Son Sözleri
|
|
Pazartesi, 15 Eylül 2008 |
Mâlik bin Dînâr hazretleri, ömrünü Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uyarak, insanlara nasîhat ederek geçirdi. Hak yolu bulmak isteyenlerin önünde bir güneş olup, yollarını aydınlatırdı. Pek çok nasihati vardır. Buyurdu ki: “Şu beş şey bedbahtlığın alâmetidir: Birincisi, gözün yaşarmaması. İkincisi, kalbin katı olması. Üçüncüsü, hayâsızlık. Dördüncüsü, dünyâya düşkün olmak. Beşincisi, dünyâ için canından endişe etmektir. Mü’min olan kimse Allahü teâlâdan korkar, boş sözlerden dilini korur.” Bir gün Basra vâlisi Mâlik bin Dinar’a der ki: “Ey Mâlik, bize karşı bu kadar ağır konuşabilmen için sana cesâret veren ve bizi mukâbele etmekten âciz bırakan şey nedir biliyor musun? Dünyâya hiç değer vermemen ve bizden beklediğinin olmamasıdır...” |
|
Devamını oku...
|
|
Hadîs ve fıkıh âlimi Leys bin Sa'd |
|
|
|
Meşhurların Son Sözleri
|
|
Pazar, 14 Eylül 2008 |
Leys bin Sa’d hazretleri Tebe-i tâbiînin büyüklerinden, Mısır’da yetişen meşhûr hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. Ailesi İran’ın İsfehân şehrinden olup 94 (m. 772) yılında Mısır’ın Kalkaşende kazasında doğdu. Mısır ve Hicaz âlimlerinden ilim tahsil edip, hadîs ve fıkıh tedrisâtıyla meşgûl oldu. Bu ilimlerde, zamanının en üstünlerinden idi. Çok cömert olup, malının tamamını çok kerre Allah rızâsı için fakirlere dağıtırdı. 175 (m. 791) yılında vefât etti. Kabri, Mısır’da “Karâfet-üs-sugrâ”dadır... Leys bin Sa’d hazretleri, fıkıhta ve hadîste Mısır halkının imâmı (âlimi) idi. Mutlak müctehidlerden olup, mezhebi kitaplara yazılmadığı için unutuldu. Onun hakkında, dört hak mezhebten birinin imâmı olan İmâm-ı Şafiî’nin çok hüsn-i zannı vardı. Hattâ Ebû Hatim, İbni Hibbân, İmâm-ı Şafiî’nin şöyle dediğini rivâyet etmiştir: |
|
Devamını oku...
|
|
Hazreti İsa ve Hak âşığı genç |
|
|
|
Meşhurların Son Sözleri
|
|
Cumartesi, 13 Eylül 2008 |
Hazreti İsa, İsrâiloğullarına gönderilen ve Kur’an-ı kerimde ismi bildirilen peygamberlerdendir. Peygamberler arasında en yüksekleri olan ve kendilerine “Ülül’azm” denilen altı peygamberin beşincisidir. Annesi hazret-i Meryem’dir. Allahü teâlâ onu babasız yarattı. Kudüs’te doğdu. Otuz yaşına gelince peygamberliği bildirildi. Kendisine İncil adlı kitab gönderildi. Otuz üç yaşında diri olarak göğe kaldırıldı. Kıyâmete yakın yeryüzüne tekrar inecektir... Bugün, onun zamanında yaşanan bir hadiseyi nakletmek istiyoruz sizlere... |
|
Devamını oku...
|
|
Fıkıh âlimi İbn-i Cevzî |
|
|
|
Meşhurların Son Sözleri
|
|
Cuma, 12 Eylül 2008 |
|
İbn-i Cevzî, tefsîr, hadîs, târih ve Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi, büyük velîdir. İbn-i Cevzî’yi, İbn-i Teymiyye’nin talebesi olan İbn-i Kayyim el-Cevziyye ile karıştırmamalıdır. İbn-i Kayyim 1292-1350 (H.691-751) târihleri arasında yaşamıştır. Aralarında bir buçuk asırlık bir zaman farkı vardır. İbn-i Cevzî’nin doğumu 1117 (H.511)’dir. |
|
Devamını oku...
|
|
Seyyid-i Sırdan ve kibirli Şeyhül-İslâm |
|
|
|
Meşhurların Son Sözleri
|
|
Perşembe, 11 Eylül 2008 |
|
Çelebi Hüsâmeddîn, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî hazretlerinin en önde gelen talebesi olup, onun halîfesi, vekîlidir. Mevlânâ hazretleri, Mesnevî yazılmadan önce talebelere, Ferîdüddîn Attâr hazretlerinin Mantık-ut-Tayr ve Hakîm Senâî’nin İlâhinâme isimli kitapları okutulurdu. Çelebi Hüsâmeddîn bir gün hocasına şöyle suâl eyledi: |
|
Devamını oku...
|
|
Sultan Mehmed'e yaraşır bir er ol!.. |
|
|
|
Meşhurların Son Sözleri
|
|
Çarşamba, 10 Eylül 2008 |
|
Şehit mektubunun devamında şöyle yazıyordu: “Hünkârım, Bursa’da Akbıyık Sultan derler, bir derviş baba vardır. Çocukken onun önünde diz kırar, canımı kanımı coşturan Konstantiniyye’yi dinlerdim. Duâmız tek; şehâdetti! Delikanlı olunca “Ne zaman, ne zaman?” der dururdum hocam Akbıyık Sultan’a. Bu bekleyiş çok uzamıştı sanki. Anla ki Sultanım; şehâdete, Konstantiniyye’ye dost olmuştum. Bu öyle bir özlemekti ki; hani insan baba ocağından ırak kalır da ana yemeğini özler ya... Her tattığı o hasreti bir daha pişirir ya... İşte öyle Hünkarım! Nihayet, gün geldi Ulubatlı Hasan’a yeniçeri oldum. Babam derdi ki: |
|
Devamını oku...
|
|
Bir kâse yoğurt |
|
|
|
1001 Osmanlı Hikayesi
|
|
Çarşamba, 10 Eylül 2008 |
|
Osmanlı Devleti döneminde her paşa ve padişah için, memleketinde herkesin istifadesine açık bir hayır kurumu yapıp ahirete öyle gitme, en büyük ideal idi. Bu sebeple, fethedilen yerlerde her biri bir cami, bir külliye veya bir hastane yapıp gitti. Ecdâdımız, kendi devirlerinin kültürünün gerektirdiği müesseseleri kurdular. İnsan nerde neyi tahsil ederse etsin ama Rabbiyle her zaman irtibatlı olsun diye camisiz yer bırakmadılar. |
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 71 - 80 Toplam: 2142 |
|
 | |