RSS YayInI
Sitemizdeki güncellemeleri RSS yayınımıza abone olarak takip edebilirsiniz.
İstatİstİkler
Ziyaretçiler: 1952501
Kİmler Sİtede
Şu anda 24 misafir bağlı
|  |
Son Eklenenler
|
Hazreti Ömer (Radıyallahü anh) |
|
|
|
Meşhurların Son Sözleri
|
|
Salı, 06 Aralık 2005 |
|
Hazreti Ömer’in iman etmesiyle, Müslümânlar çok kuvvetlenmiştir... Silâhlı olarak, açıkça hicret etti. Resûlullahın gelmekte olduğunu Medîne’deki Müslümânlara müjdeledi. Bütün gazâlarda bulundu. Çok kahramânlık gösterdi. “Fârûk” adını aldı. Onüçüncü yılın Cemâzil’âhır ayı yirmisekizinci Salı günü halîfe seçildi. Çok memleket aldı. İslâmın adâletini bütün dünyâya tanıttı. Yirmi üçüncü [23] senenin son ayında, câmide sabâh nemâzına durunca, Mugîre bin Şu’be’nin kölesi Ebû Lü’lü Fîruz kâfiri tarafından bıçakla, karnından yaralanıp yirmidört sâat sonra vefât etti. Resûlullahın yanına defnedildi... |
|
Devamını oku...
|
|
DÖRTYÜZ KESE ALTIN |
|
|
|
1001 Osmanlı Hikayesi
|
|
Salı, 06 Aralık 2005 |
|
Öküz Mehmed Paşa, Ulukışla’nın bir aşireti olan “Oğuz” aşiretindendi. Fakat Türkmenler arasında Oğuz kelimesi, Okuz olarak söylenir ve yazılırdı. Buna nisbetle Mehmed Paşa’nın adı Okuz Mehmed Paşa olmasına rağmen, yazılırken yapılan bir hata ile Öküz olarak meşhur oldu. Sultan I. Ahmed’in damadıdır. Kızı Gevherhan Sultan ile evlenmiştir. Sadrazamlığı sırasında, bir sefer esnasında bir köyün civarında konaklamışlardı. Köylü nün hayvanları da orada otluyordu. Bir öküz Mehmed Paşa’nın yakınına kadar sokuldu. Tabii bütün paşalar gülüşmeye başladılar. Hatta içlerinden biri:“Paşam öküzle neler konuştunuz, size ne söyledi” diyerek espri yapmaya kalktı. Mehmed Paşa:“Evet öküzle biraz konuştuk. Bana dedi ki, sen de bizlerdensin, fakat bu eşeklerin arasında ne işin var, anlayamadım.” |
|
Devamını oku...
|
|
Ebû Bekir (Radıyallahü anh) |
|
|
|
Meşhurların Son Sözleri
|
|
Pazartesi, 05 Aralık 2005 |
|
Müslümânların birinci halîfesi olan Hazret-i Ebû Bekir, Aşere-i mübeşşerenin (Cennetle müjdelenen on kişiden) birincisidir. Peygamberlerden sonra, bütün insanların en üstünüdür. Bütün gazâlarda bulundu. Âyet-i kerîmeler ile medh olundu. Kur’ân-ı kerîmi kitâb hâlinde ilk toplayan budur. 13 [m. 634] senesinin Cemâzil-âhir yirmisekizinci salı gecesi, altmışüç yaşında vefât etti. Resûlullahın yanındadır. |
|
Devamını oku...
|
|
KAYIĞA KARŞI ARABA |
|
|
|
1001 Osmanlı Hikayesi
|
|
Pazartesi, 05 Aralık 2005 |
|
Ahmed Vefik Paşa, Sultan Abdülaziz Han devrinde Osmanlı Devletinin Paris büyükelçisi dir. Fransa İmparatoru III. Napoléon’un saltanat arabasının eşini yaptırır ve Paris’de onunla dolaşır. Fakat ortalık alt üst olur. Arabayı görenler, “İmparator geliyor” diye elleri ayaklarına dolanır. Durumu kendisine anlatmağa cesaret edemezler, fakat İmparatora bildirirler. Saray dan, kendisine, nezaket icabı olarak bu arabayı kullanmaması rica edilir. Paşa cevabında:-Derhal!... Kullanmaktan hemen vazgeçerim. Ama bir şartım var. İstanbul’daki Fransız büyükelçisi, Boğaziçi’nde gezinti yapmak için Padişahımızın kayığının eşini yaptırmış, onunla caka satarmış. Sefirleri o kayığı kullanmaktan vazgeçsin, ben de bu arabaya binmeyeyim.”Bunun üzerine İstanbul’daki Fransız sefiri bu nezaketsiz hareketinden hemen vazgeçer, Paşa da arabayı sefaretin ahırına çektirir. |
|
Devamını oku...
|
|
Abdulmuttalibin son anları... |
|
|
|
Meşhurların Son Sözleri
|
|
Pazar, 04 Aralık 2005 |
Abdulmuttalib, Sevgili Peygamberimizin dedesidir. Vefatı sırasında oğullarını yanına çağırdı ve kendisine, oğlu Abdullah’ın emaneti olan henüz 9 yaşındaki Sevgili Peygamberimizi emanet edecek birini tesbit etmeye çalıştı. Oğullarından hiçbirini buna layık görmüyordu. Bunun üzerine en küçükleri olan Ebu Talib; -Onu yetiştirmek için ben herkesten daha fazla arzuluyum. Ama ağabeylerim dururken onların önüne geçemezdim. Gerçi malım, mülküm az, yoksul sayılırım. Lakin sevgi ve ilgim herkesten ileridir, dedi. |
|
Devamını oku...
|
|
MEYYİTEZADE |
|
|
|
1001 Osmanlı Hikayesi
|
|
Pazar, 04 Aralık 2005 |
|
Evliya Çelebi seyahatnamesinde şöyle bir hadise nakledilir:Kanuni Sultan Süleyman Han devrinde, 1552 senesinde Macaristan’daki Eğri kalesi üzerine bir sefer düzenlendir. Bu sefere katılacak olan Anadolu ve Rumeli Sipahilerine haber salındı. Bunlardan biri de Kasımpaşa’daki Sipahi birliklerinden birinin kumandanı olan Hüseyin Ağa idi. Yeni bir gazaya katılacağı için sevinçliydi, fakat geride bırakacağı hanımı hamile ve üstelik hasta idi. Kendisi yok iken ona kim bakacak ve çocuğuna kim sahip çıkacaktı. Sonunda ellerini semaya açtı ve:“Yâ İlâhî!.. Doğacak olan çocuğumu sana emanet ediyorum...” diye yalvardı. |
|
Devamını oku...
|
|
Hz. Hâlid bin Sinân Abesî |
|
|
|
Meşhurların Son Sözleri
|
|
Cumartesi, 03 Aralık 2005 |
Hz. Hâlid bin Sinân Abesî, İsâ aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamberlerdendir. İsâ aleyhisselâm ile son peygamber Muhammed aleyhisselâm arasındaki dönemde Aden beldesinde bulunan bir kavme gönderilmiştir.
Hâlid bin Sinân Abesî aleyhisselâmın kavmine musallat olan ve bir mağaradan çıkan ateş, uzak mesâfelere yayılıyor, ekinleri ve hayvanları yakıyor, sonra tekrar geri çekiliyordu. İnsanlar âciz kalmıştı... |
|
Devamını oku...
|
|
İNGİLİZ TÜCCARLAR FESAD ÇIKARIYORLAR |
|
|
|
1001 Osmanlı Hikayesi
|
|
Cumartesi, 03 Aralık 2005 |
|
1525 senesinden itibaren, Akdeniz’deki İngiliz ticaret gemileri, Osmanlı limanlarındaki seyr-ü sefer ve ticareti, Osmanlı Devletinin Fransız gemilerine tanımış olduğu haklardan faydalanmak için Fransız bayrağı çekerek ve Fransa’ya vergi ödeyerek sürdürmekteydiler. Dolayısıyla kâraları da azalmaktaydı. Bu sebeple, Fransızlar gibi müstakil imtiyaz elde edebil mek için Osmanlı Devleti nezdinde pek çok teşebüslerde bulundular. 1553’de Anthony Jenkinson ve 1579’da Edward Osborne, Richard Staper ve William Harborne adındaki tüccarlar imtiyaz alabildiler. Bu münferid imtiyazlar 1580’den itibaren Sultan III. Murad tarafından bütün İngiliz tüccarlarına teşmil edildi. |
|
Devamını oku...
|
|
Süleyman aleyhisselâm |
|
|
|
Meşhurların Son Sözleri
|
|
Cuma, 02 Aralık 2005 |
|
Süleyman aleyhisselâm, Beyt-ül-Makdis’e girip, bir yıl, iki yıl, bir veya iki ay yahut daha az ve daha çok ibâdetle meşgul olurdu. Yiyecek ve içeceğini yanında getirirdi. Yine vefatına yakın oraya girdi. Her sabah geldiğinde, mihrabında bir fidanın bittiğini görürdü. Hazreti Süleyman ona, ismini ve faydasını suâl ederdi. Eğer dikilecek bir fidan ise, onu çıkartıp başka bir yere diktirir, ismini, faydasını, zararını ve tıbda ne işe yaradığını da üzerine yazdırırdı... |
|
Devamını oku...
|
|
ALÇAKLIĞIN BÖYLESİ |
|
|
|
1001 Osmanlı Hikayesi
|
|
Cuma, 02 Aralık 2005 |
|
Balkan Savaşları sırasında İstanbul’a gelen Fransız Matin gazetesi başyazarı Stephane Lausanne, 1913 yılında yayınlanan kitabında, Osmanlı Devletindeki Ermenilerin yaptıkları zulüm ve katliamları anlatır. Kitabın bir yerinde şöyle bir hadise nakleder: 1890 senesinde Sivas’da Ermeniler isyan çıkararak silahsız Müslüman ahaliye saldırdılar ve bir çok suçsuz insanı katlettiler. Bunun üzerine oraya sevkedilen askeri birlikler hadiseyi bastırdı. Bunun üzerine şehirdeki silahlı Ermeniler, Fransız konsolosluğuna sığındılar. Bizzat konsolos ve eşi onları Osmanlı makamlarına vermemek için direndiler. |
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 2371 - 2380 Toplam: 3277 |
|
 | |