85 - ÇELEBİ SULTAN MEHMET VE KARAMANOĞLU

Çelebi Sultan Mehmed, Osmanlı İmparatorluğunun ikinci kurucusudur. Çünkü Ankara savaşında mağlup olan Osmanlı devleti dağılma tehlikesi geçirmişti.İşte bu sıralarda, Osmanlı devletini en çok uğraştıran, Karamanoğulları olmuştu. Çelebi Mehmed 1413 yılında tahta çıktı. Dost düşman bütün hükümdarlar tebrik ettiler. Gelen elçilere:-Biz de sulh içinde yaşamak isteriz. Velakin her devlet aynı şekilde davranmalıdır. Bu söylediklerimi, krallarınıza hükümdarlarınıza bildiresiniz, dedi.Fakat az zaman sonra Karaman üzerine sefer yapmağa mecbur kaldı. Çünkü adaşı Karamanoğlu Mehmet Bey, fırsattan istifade Bursa kalesini kuşatmıştı.

Padişah, Edirne’de, Osmanlı tahtına henüz oturmuş, Rumeli işlerine nizam vermekle meşguldü. Gelen haberciye seslendi:-Nicedir anlat!-Karamanoğlu Bursa’ya girdiğinde muhafızımız İvaz Paşama haber salmış; “Hemen kaleyi telim etmezsen, canını cellatta bilersin!” demiş.-Hacı İvaz ne yapmış?-“Osmanlı kale vermez, can verir” demiş efendim.-Hak Celle cümle paşalarımın yüzünü ağ eylesin...-31 gün Bursa’yı zorladılar Sultanım...-Hacı İvaz’ı alt edemediler, değil mi?-Tam dediğiniz gibi Padişahım.-Karamanoğlu ne işledi?-Hırsından kudurdu Devletlûm. Hemi de o kadar kudurdu ki, akıl almaz bir çılgınlık ta bulundu!...-Ne eyledi?-Ceddiniz Gazi Sultan Yıldırım Bayezid Han hazretlerinin kabrini yakmak deliliğin de bulundu.-Fesühnallah!... bu adam hırsı ve dünya tama’ı yüzünden ölecek.Bu densizliğe çok sinirlenen Çelebi Mehmed artık Karamanoğlu işini halletmeye kat’i olarak karar verdi.Temmuz ayı sonlarında küçük bir Osmanlı kuvveti Bursa’ya yaklaşırken, kurnaz Karamanoğlu kaçmayı tercih etti. Halbuki Osmanlılar, Musa Çelebi’nin cenazesini getiriyor lardı. Dedesinin yanına defnedilecekti. Karaman ordusu kaçarken, “Harman Danası” adlı subayları;-Osmanoğlu’nun ölüsünden bu kadar korkarız, ya dirisi gelirse halimiz nice olur? diye söylenmişti.Osmanlı Sultanı bütün haşmetiyle Bursa’ya girdi. Karamanlılar çoktan uzaklaşmış lardı. Bahadır kale muhafızı acı İvaz Paşa’ya “Vezirlik” payesi verildi. Dedelerinin ve babasının yakılmış kabirlerini ziyaret eden Padişah, Karaman seferine başladı. Bu arada bütün Anadolu beyliklerine de gözdağı verilip, devlet içinde birlik yeniden sağlanacaktı. Konya’ya giderken, Germiyanoğlu Yakup Bey, geçtiği yerlerde orduya çok yiyecek ikram ettiği için, Padişah memnun kaldı. Ayrıca Candar oğullarından Şehzade Kasım Bey de askerleriyle Osmanlı hizmetindeydi.Akşehir, Seydişehir, Beyşehir yoluyla Ortaçay denilen yere varıldı. Yapılan kısa muharebede Osmanlılar galip geldiler. Karamanoğlu Mehmed Bey, Taşeli taraflarına kaçtı. Sarp dağlara sığındı. Oğlu Mustafa bey de Konya kalesine sığındığı için kale kuşatıldı. Bir müddet sonra Mustafa Bey aman diledi. Çelebi Sultan, her zamanki gibi şefkatli davrandı. Müsait şartlarla bir anlaşma imzalayıp ordusuyla kuzeye döndü.Fakat Konya’dan çıkar çıkmaz Karamanoğlu tekrar Osmanlı topraklarına saldırdı. Çok üzülen genç ve dertli padişah hastalandı. Yanındaki tabipler, derdine çare bulamadılar. Germiyan beldesindeki meşhur doktor Mevlana Sinan çağırıldı. O günlerde şiddetli yağmurlar yağdı. Büyük seller aktı. Pek çok hayvan ve malzeme telef oldu. Orduda harekat ve maneviyat azaldı. Padişahın üzüntüsü ve hastalığı da şiddetlendi.Nihayet Tabip Sinan ordugaha yetişti. Çelebi Sultanı muayene etti. teşhisini koydu; dedi ki,-Padişahımızın hastalığı “Hafakan” illetidir. Kalb hastalıklarındandır. Sebebi, fazla üzüntüdür. Muhtemelen, Karamanoğlu’nun edepsiz hareketleridir.Bunu duyan Osmanlı vezirleri, paşaları, meşveret yaptılar. Sultanı en çok sevindirecek şey,Karamanoğlu’nun yakalanmasıydı. Bu görevi, Anadolu Beylerbeyi Bayezid Paşa üstlendi. Zaten Karamanoğlu ile eski bir tanışıklığı vardı. Gûyâ onu düşünüyormuş gibi haberler gönderdi;“Padişahın hastalığı ilaçla geçecek gibi değildir. Bu günlerde vefat ederse yakınlarda bulunmanız faydalı olur...” dedi.Karamanoğlu da casuslar yollayıp, Çelebi Sultan’ın hakikaten hasta olduğunu öğren mişti. Padişah, ordusunun başında olamayınca, Osmanlıları kolayca yenebileceği zannına kapıldı. Askerlerini tedbirsizce dağlardan indirmeye başladı. İşte bu kargaşalık sırasında Anadolu Beylerbeyi Bayezid Paşa, karamanlıları bastırdı. Askerini dağıttı. Mehmed Bey ve oğlu Mustafa’yı esir aldı. İkisi de elleri bağlı, Çelebi Sultan Mehmet Han’ın huzuruna getiril diler. Padişah bu iki Osmanlı hasetçisini görünce, diller destan nezaketini yine esirgemedi:-Ey Karamanoğlu, şimdi biz seni neyleyelim? Dedi.-Baki ferman efendimizindir, Sultanım.-Üstelik öz halamınız oğlusun!..-Kerem eyle Sultanım...-Yaptıkların arasında en çok neye üzüldük bilir misin?-Merhamet eyle Sultanım...-Bir Müslüman öz dayısının kabrini nasıl yakar? Cedd-i Mübarekimiz Yıldırım Han ın merkadinden ne istedin?-Affeyle Sultanım...Hakikaten Çelebi Mehmet, babasının kabrini yakan Karamanoğlu’nu bir türlü anla yamamış ve affedememişti. Fakat koskoca bir devlet beyinin böyle yalvarması, zaten merha met dolu kalbini yumuşatmak üzereydi. Ama biraz daha içini boşaltmak istiyordu. -Bu nice haldir ki, tarafımızdan iyi yüz gösterildikçe, sizin canipten daima hainlik gelir?-Hata ettik Sultanım-Revâ mıdır ki, biz Rumeli’de kafir ile cihad eyler iken, siz bizim evlad ü ıyalimizi taciz edesiz?-Suçluyuz Padişahım, lakin sizin merhametiniz bizim suçumuzdan da ziyade derler.-Bizler îlâ-yı Kelimetullah için gaza eyler iken, siz düşmanlarımızla ittifak edersiniz.-Hatalıyız Sultanım.-Ve dahi Roma’daki Rim-Papa ile anlaştığınızı işitmişiz!...-Gayrı cezamıza razıyız...-Bir Müslümana karşı hristiyanlarla ittifak helal midir?-Ettiğimiz günahları yüzümüze vurma Sultanım.-Ya edecekleriniz? Eyleyecekleriniz?...-Etmeyiz Sultanım, bir dahi eylemeyiz...--Sizlere nasıl güvenilir ki? Sırtımızı dönünce sözünüzden döner durursunuz!...Çaresiz kalan Karamanoğlu, bu sırada elini şişkince duran göğsüne bastırdı ve yerlere kadar eğilerek:-Bu can bu bedende sağ kaldıkça, bir dahi sadakatten ayrılmayacağıma yemin ederim, billah ederim Sultanım... diye ağır yeminler etti.Çelebi Sultan Mehmet Han bu ısrarlı yeminler karşısında Karamanoğullarını bir defa daha affetti. Üstelik Konya ve havalisini tekrar kendilerine bıraktı. İkisi birden:-Çok lütufkarsınız Padişahımız, Sultanımız... diyerek töhmetle huzurdan ayrıldı. Tabip Mevlana Sinan’ın teşhisi doğru çıkmış, Karamanlıların yakalanmasına çok sevinen Padişahın hastalığı geçmişti. Mevlana Sinan’a Hekimbaşılık, Karamanoğul larını yakalayan Bayezid Paşa’ya da Vezirlik payeleri verildi. Bir müddet sonra Karamanoğlu Mehmet Bey, ordugahtan epeyce uzaklaşmıştı... Sağına soluna bakındı. Kimsenin görmediğine kanaat getirince, koynunda kıpırdayan güvercini çıkarıp boğdu. Böylece, bedendeki canı-sözde! Öldürmüş oldu. Artık ettiği yemini tutmasına gerek kalmadığını anlatmak istiyordu. Merakla seyreden adamlarına:-Benim Osmanoğlu ile düşmanlığım kıyamete kadar sürecek, diye homurdandı.Bu sözleri Çelebi Sultan Mehmet’e naklettiklerinde:-Gayrı kendisini yerin göğün tek sahibi Allahü teâlâ’ya havale ediyorum...Güzel Allah’ım nasıl dilerse öyle yapsın...demekten kendini alamadı.Hakikaten çok geçmeden Karamanoğlu, bir top güllesiyle parçalandı. Ettiklerinin cezasını çekmeye gitti.

Toplam Görüntülenme: 1846

Yayın tarihi: Perşembe, 25 Mart 2004

Bunları okudunuz mu?